İçeriğe geç

Borderline kişilik bozukluğu olan bir kişi nasıl davranır ?

Borderline kişilik bozukluğu olan bir kişi nasıl davranır? Günlük hayata yansıyan psikolojik bir tablo

Clinera ziyaretçileri için hazırladığımız bu makalede “Borderline kişilik bozukluğu olan bir kişi nasıl davranır” konusunu sade bir dille anlatıyoruz.

Üniversitede çalışan biri olarak psikoloji derslerine girip çıktıkça en çok dikkatimi çeken şey şu oluyor: bazı kavramlar kitapta çok net, ama gerçek hayatta karşılığı çok daha karmaşık. Borderline kişilik bozukluğu olan bir kişi nasıl davranır? sorusu da tam olarak böyle bir alan. Teoride tanımlamak kolay, ama insanın içine girince, günlük yaşamın akışında gözlemleyince iş değişiyor.

Bir gün kampüste bir öğrencinin “her şey çok iyi gidiyor” deyip ertesi hafta tamamen içine kapanmasına şahit olduğumda, bunu sadece “ani değişim” diye geçiştirmek içimden gelmedi. Çünkü bazı davranış kalıpları tekrar ediyor, bazı duygular çok daha yoğun yaşanıyor. İşte borderline kişilik yapısını anlamak da burada başlıyor: yoğunluk ve dalgalanma.

Borderline kişilik bozukluğu olan bir kişi nasıl davranır? Temel psikolojik çerçeve

Borderline kişilik bozukluğu (BKB), en basit haliyle duyguların çok yoğun, hızlı ve bazen kontrol edilmesi zor şekilde yaşandığı bir durum olarak tanımlanır. Ama bu tanım çok yüzeyde kalır. Asıl mesele, kişinin kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişkinin sürekli dalgalanmasıdır.

Bir gün “beni en iyi sen anlıyorsun” derken, ertesi gün “kimse beni umursamıyor” hissine kapılabilir. Bu geçişler dışarıdan bakıldığında çelişkili görünür, ama içeriden yaşandığında oldukça gerçek ve yoğun bir deneyimdir.

Duyguların hızla yükselip düşmesi

Borderline kişilik bozukluğu olan bireylerde duygusal tepkiler genellikle çok hızlı ortaya çıkar ve aynı hızla değişebilir. Küçük bir olay bile büyük bir duygusal dalgaya dönüşebilir.

Örneğin, bir mesajın geç cevaplanması “önemsiz” gibi görünse de kişi için “reddedildim” hissine yol açabilir. Bu da öfke, üzüntü ya da yoğun kaygı şeklinde ortaya çıkabilir.

Bunu bazen kampüste gözlemliyorum: küçük bir yanlış anlaşılma, bir arkadaş grubunda günlerce süren sessizliklere dönüşebiliyor. Dışarıdan bakınca basit, içeriden bakınca oldukça yoğun bir duygusal süreç.

İlişkilerde yoğunluk: bağlanma ve korku döngüsü

Bu kişilik yapısının en belirgin özelliklerinden biri ilişkilerde yaşanan yoğunluk. Birine hızla bağlanma, o kişiyi idealize etme ve ardından en küçük hayal kırıklığında büyük bir kırılma yaşama döngüsü sık görülür.

Bir ilişki “çok özel ve benzersiz” hissiyle başlayabilir. Ancak aynı ilişki içinde küçük bir davranış bile “terk edilme” korkusunu tetikleyebilir.

Bu durum çoğu zaman dışarıdan “tutarsızlık” gibi görünür. Ama aslında altında oldukça güçlü bir terk edilme hassasiyeti vardır.

Terk edilme korkusu neden bu kadar baskın?

Psikoloji literatüründe bu durum, erken dönem bağlanma deneyimleriyle ilişkilendirilir. Kişi geçmişte tutarsız ilişkiler yaşamış olabilir ve bu da yetişkinlikte “kaybetme korkusunu” sürekli aktif tutabilir.

Bu korku bazen gerçek bir durum olmadan bile devreye girebilir. Yani ortada bir terk edilme yokken bile kişi bunu hissedebilir. Bu da ilişkilerde sürekli bir alarm hali yaratır.

Düşünce yapısı: siyah-beyaz algı

Borderline kişilik bozukluğu olan bir kişi nasıl davranır? sorusunun en önemli parçalarından biri de düşünce tarzıdır. Genellikle “ya tamamen iyi ya tamamen kötü” şeklinde bir algı görülebilir.

Bir kişi bir gün “mükemmel” olarak görülürken, ertesi gün “bana zarar veriyor” şeklinde algılanabilir. Bu değişim dışarıdan dramatik görünse de, kişinin iç dünyasında oldukça gerçek bir deneyimdir.

Bu durumu bazen şöyle düşünürüm: sanki gri tonlar yokmuş gibi, her şey siyah ve beyazdan ibaret bir filtreyle bakılıyor.

Kimlik algısında dalgalanma

Bir diğer önemli konu kimlik algısıdır. Kişi zaman zaman “ben kimim?” sorusuna net bir cevap veremeyebilir. İlgi alanları, hedefler, hatta değerler bile sık değişebilir.

Bir dönem çok kararlı görünen bir hedef, kısa süre sonra tamamen anlamsız gelebilir. Bu durum dışarıdan kararsızlık gibi görünse de aslında içsel bir tutarlılık arayışıdır.

Günlük hayatta küçük örnekler

Daha Fazlası İçin: Kablosuz CarPlay araca nasıl bağlanır ?

Mesela biri bir ay boyunca yoğun şekilde spora başlayıp sonra tamamen bırakabilir. Ya da bir gün çok sosyal olup ertesi gün tamamen içine kapanabilir. Bu değişimler rastgele değildir; çoğu zaman duygusal dalgalanmalarla bağlantılıdır.

Dürtüsellik ve ani kararlar

Borderline kişilik bozukluğu olan bireylerde dürtüsel davranışlar da görülebilir. Bu, düşünmeden hareket etmekten çok, yoğun duygunun anlık yönlendirmesiyle karar verme şeklinde ortaya çıkar.

Örneğin yoğun bir öfke anında ani bir mesaj atmak, bir ilişkiyi bir anda bitirmek ya da sonradan pişman olunan kararlar almak gibi durumlar yaşanabilir.

Bu noktada önemli olan şey, bu davranışların bilinçli bir “seçim” değil, çoğu zaman duygusal yoğunluğun sonucu olduğudur.

Boşluk hissi ve içsel huzursuzluk

Birçok kişi bu tabloyu “içimde sürekli bir boşluk var” şeklinde tarif eder. Bu boşluk hissi, dışarıdan bakıldığında fark edilmese de kişinin iç dünyasında sürekli bir arayış yaratır.

Bazen bu hissi doldurmak için yoğun sosyal ilişkiler, bazen ani değişimler ya da farklı deneyimler aranabilir. Ancak bu arayış genellikle kalıcı bir tatmin sağlamaz.

İletişimde görülen örüntüler

Günlük iletişimde de bazı belirgin örüntüler gözlemlenebilir. Örneğin küçük bir yanlış anlaşılma bile büyük bir tartışmaya dönüşebilir. Ya da bir cümle, olduğundan çok daha farklı yorumlanabilir.

Bu durum çoğu zaman karşı taraf için kafa karıştırıcıdır. “Ben ne dedim ki?” sorusu sıkça duyulur. Ancak burada mesele sözlerden çok, sözlerin yarattığı duygusal etkidir.

Terapötik yaklaşımlar: DBT’nin rolü

Psikoloji alanında borderline kişilik bozukluğu için en çok bilinen yaklaşımlardan biri Diyalektik Davranış Terapisi (DBT)’dir. Bu yaklaşım, duyguları tamamen bastırmak yerine onları düzenlemeyi öğretir.

Özellikle duygusal regülasyon, stresle baş etme ve ilişkisel beceriler üzerine çalışılır. Ama burada önemli bir nokta var: süreç zaman ister. Hızlı değişim beklemek gerçekçi değildir.

Küçük ilerlemelerin önemi

Bazen çok küçük bir fark bile büyük bir ilerleme sayılabilir. Örneğin bir tartışmada ani tepki vermek yerine durup düşünmek bile önemli bir adımdır.

Bu süreçte sabır ve istikrar en kritik iki faktördür.

Yanlış bilinenler ve gerçekler

Borderline kişilik bozukluğu hakkında en yaygın yanlışlardan biri, bu durumun “bilinçli yapılan davranışlar” olduğu düşüncesidir. Oysa burada mesele bilinçli seçimlerden çok duygusal yoğunluk ve düzenleme güçlüğüdür.

Bir diğer yanlış ise bu kişilerin “her zaman aynı şekilde davrandığı” düşüncesidir. Gerçekte ise durum oldukça değişkendir. Kişi gün içinde bile farklı duygusal durumlar yaşayabilir.

Borderline kişilik bozukluğu olan bir kişi nasıl davranır? Genel bir çerçeve

Tüm bu başlıkları bir araya getirdiğimizde şunu görmek mümkün: davranışlar tek bir kalıba sığmaz. Yoğun duygular, hızlı değişimler, ilişkilerde dalgalanmalar ve kimlik algısında belirsizlik bu tablonun temel parçalarıdır.

Ancak bu tabloyu sadece “zor bir durum” olarak görmek eksik olur. Çünkü aynı yoğunluk, aynı derinlik, bazı durumlarda güçlü bir duygusal farkındalığa da dönüşebilir.

İnsan zihni sandığımızdan çok daha karmaşık. Ve borderline kişilik yapısı da bu karmaşıklığın en görünür örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

“Borderline kişilik bozukluğu olan bir kişi nasıl davranır” konusunda merak ettiklerinizi bu yazımızda ele almaya çalıştık. Clinera okurları için daha fazlası yolda!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir