Cetvel Almancası Nedir?
Hadi gelin, biraz ciddi olalım… ya da belki biraz da değil? Bugün size, gündelik yaşamımızda hepimizin karşılaştığı ama belki de tam olarak anlamadığımız bir kavramı anlatacağım. “Cetvel Almancası”… Evet, bildiğiniz cetvel. Ama bu kelimeyi duyduğunda, benim gibi aklınıza hemen bir okul sahnesi geliyorsa, yalnız değilsiniz. İzmir’de yaşayan, 25 yaşında, sürekli espri yapmayı seven ama içten içe her şeyi fazla düşünen biri olarak, gelin size cetvelin Almancasıyla ilgili hikâyelerle dolu bir yolculuk yapalım.
Cetvel Almancası: Nerede Başlar, Nerede Biter?
Hepimiz bir dönem okullarda o meşhur cetveli elimizde tutup, “Bunu nereye çizeyim?” diye düşünürken bulmuşuzdur kendimizi. Hani şu, bir işte “doğru ölçüde” olmayı başarabilmek için “çizim işine” kendini adamış insanlar vardır ya… Bizim işte Cetvel Almancası dediğimiz şey de tam olarak o. Yani, işin ucunda kesinlikle bir çizgi var ama bu çizgi tam olarak nerede başlayıp nerede bitecek, kimse bilmiyor.
Hayatın en basit ama en karışık anlarından biri olan bu “Cetvel Almancası” deneyimi, en basit şekilde şöyle özetlenebilir: Bazen doğru yolu bulmak için bir ölçüye ihtiyaç duyarsınız, ama o ölçü, karmaşık bir dilde size sunulur. Örneğin: “Der Lineal” dediklerinde, bu aslında “cetvel” demek. Evet, Almanca “cetvel” değil “Lineal” olarak geçiyor.
Şimdi burada, şunu fark ediyorum. Öğrenmek zorunda olduğum şeylerle ilgili gerçekten çok kafa yoruyorum. Bu, biraz da işte o günlük hayattaki bazı gereksiz streslerden kaynaklanıyor. Her şeyi mükemmel yapmaya çalışma çabası… Hani bazen insan “Bu kadar da olamaz!” diyor ama sonuçta hayat sana o kadar çok cetvel sunuyor ki, bir tanesini bile doğru kullanman gerekebiliyor.
Cetvel Almancası ve Okul Yılları: “Hoca, Cetvel Almancası”
Yıllar önce, ben de tıpkı herkes gibi okulda bir dersten diğerine geçerken o sınıfın içinde kaybolmuş bir çocuktum. Bugün bile hatırlıyorum, Almanca öğretmenimiz, cetveli elinde sallarken, birden bire “Lineal!” diye bağırmıştı. Hepimiz, “Hocam, cetvel mi diyorsunuz?” diye bakarken, bir arkadaşımın “Cetvel Almancası işte, ne var bunda?” demesiyle herkes gülmeye başlamıştı. O anın komikliğini anlatamam.
Çünkü bu olay, bir şekilde bir çelişkiyi ortaya çıkarıyordu: Bütün öğrenciler, “Cetvel Almancası nedir?” diye düşünüyorlardı ama kimse doğru cevabı vermeye cesaret edemiyordu. Sonuçta bu, kelimenin tam anlamıyla “bildiğimiz bir şeyin, farklı bir şekilde anlatılması”ydı.
Tabii, o dönemlerde başka dersten sınavı olanlar “Lineal” demiş, anlamayanlar ya da telaffuzda zorlananlar da başkalarına bakıp, “O da ne ki?” diye sormuşlardı. O an, hayatta bazen en basit şeylerin bile karmaşık hale geldiğini fark ettim. Düşünsenize, “Lineal” demek, işin sonunda size sadece bir cetvelin Almanca karşılığını vermiyor, aynı zamanda o kadar çok soru yaratıyor ki!
İç Ses: “Daha Derine Mi İnmeli?”
Peki, o zaman “Cetvel Almancası nedir?” sorusuna daha da derinlemesine bakmak gerekebilir. Bazen kendimi düşüncelerle kaybolmuş bir şekilde bulurum. Biraz önce Almanca kelimeler üzerine kafa yorar, sonra hiç beklemediğim bir anda “Cetvel Almancası”nı keşfederim. Derken, bir soru gelir: “Neden bu kadar derine iniyorum ki?” Bazen, sormadan önce cevabı almak da gerekli. Ama merak, aklımdan hiç çıkmıyor. Sadece “Lineal” demek, beni tatmin etmiyor.
Bunun üzerine, günün birinde, Almanca konuşan bir arkadaşım şu cevabı vermişti: “Aslında bu, bizim ‘cetvel’ diye bildiğimiz şeyin başka bir dildeki ifadesi. Ama bir dil, bazen insanların dünyayı farklı algılamasına sebep olur.” Şimdi, buradaki mantığı doğru anlamaya çalışırken, biraz daha derine inmeyi istiyorum, çünkü bu basit kelimeyi düşünmek bana hiç de sıradan bir şey gibi gelmiyor.
Okuldan Sonra: “Cetvel Almancası” ve Yetişkin Hayatı
Okul yıllarındaki “Cetvel Almancası” benim için hep böyle bir esprili anı olarak kalmıştı, ama bir yandan da bu olay aslında yetişkinliğe geçişin o ilk dikkat çekici parçasıydı. Yani, artık her şey bir kavramdan başka bir kavrama dönüşüyordu. İş dünyasında “yeni terimler” öğrenmek, çeviriler yapmak, bir şeyin başka bir dildeki karşılığını aramak bir anlamda bir eğitimdi.
Mesela, bir gün arkadaşım Burak’la, bir iş görüşmesinde Almanca kelimeler üzerinden girmiştik. O zamanlar “Lineal” dediğimizde, artık bu kelimenin yalnızca “cetvel” anlamına gelmediğini, iş dünyasında bu tür dilsel farklılıkların da ne kadar önemli olabileceğini kavramıştık. “Cetvel Almancası” dediğimiz şey, aslında bir kelimenin gücünü anlamak, bazen o kelimeyle kurduğun ilişkiden ne kadar etkilenebileceğini görmekti.
Burak’ın dediği gibi: “Herkes bir cetveli çiziyor, ama Almanca’da o cetvel, aslında daha büyük bir anlam taşıyor.” Bu yüzden, “Cetvel Almancası nedir?” sorusu sadece bir dilsel sorun değil, aynı zamanda hayatı farklı açılardan görmek anlamına geliyor.
Sonuç: Cetvel Almancası, Dilin Gücü
Sonuçta, “Cetvel Almancası” dediğimiz şey, bildiğimiz bir şeyi başka bir açıdan görmekti. Bu sadece dilin gücüne dayalı bir şeydi. O kadar basit ki, bir cetvelin Almanca ismi “Lineal” bile, kendi başına bir sürü hikâyeye ve komik duruma yol açabiliyor.
Bugün hala bazen “Cetvel Almancası nedir?” diye sorduğumda, aklıma o okul anı gelir ve gülümsüyorum. Sonuçta dil, bizim dünyayı nasıl algıladığımıza dair pek çok şeyi içeriyor. Ve bazen, “Cetvel Almancası” gibi basit bir kelime bile, bir yolculuğa dönüşüyor.
Kısacası, biz insanları birer cetvel gibi düşünün: Hep bir çizgi üzerinde duruyoruz ama bazen çizginin ne kadar kıvrılabileceği, bizim onu ne kadar doğru kullanabileceğimize bağlı. Ve evet, bazen kelimeler de bize öyle göz kırpıyor, sanki başka bir dünya vaat ediyor.