İçeriğe geç

Orta Türkçe dönemi eserleri nelerdir ?

Orta Türkçe Dönemi Eserleri: Tarihe Gülerek Bakış

Bazen kendimi düşünürken, geçmişi anlamaya çalışırken birden bire kafamda şu soru beliriyor: “Hangi dönemde yaşıyoruz biz? Orta Çağ mı, Modern Çağ mı, yoksa hâlâ o eski Türkçe’nin kara deliklerinde mi takılı kaldık?” İzmir’de güne başlamak, kalabalık caddeler, sıcaktan bunalmış insanlar ve sık sık “yaa, gerçekten de bu kadar mı yoğun bu şehir?” diye düşünmek gibi bir şey. Ama bir de bu tarihî, dilsel karmaşadan, Orta Türkçe döneminin eserlerinden birini okuyup, geçmişi anlamaya çalışmak var. Hadi gelin, biraz eğlenelim ve Orta Türkçe dönemi eserlerini mizahi bir bakış açısıyla keşfedelim.

Orta Türkçe Dönemi: Nereden Başlasak?

Orta Türkçe dönemi, Türk dilinin, yani bizim dilimizin bir dönüm noktası. Yani eski zamanlarda, “Türkçe” dediğimizde her şey neredeyse birbirine benziyordu. Ama zamanla bazı kelimeler sapıttı, bazıları da bizim modern halimize dönüşerek “ben buradayım!” dedi. İşte bu dil evrimi, Orta Türkçe dönemiyle başlıyor.

Şimdi, bu dönemin eserlerine bakalım. Ama tabii ki, hafif bir esprili dilde olalım. Yoksa tarihi bir kitaba başlarken kafanızı taşla vurmuş gibi hissedebilirsiniz.

Dede Korkut Hikayeleri: Babalar Günü, Fakat Gerçekten Babalar!

Dede Korkut, Orta Türkçe dönemi denildiğinde akla gelen ilk isimlerden. Zaten sanki biri “Dede Korkut’u anmadan Orta Türkçe dönemi eserleri hakkında konuşmak eksik olur” demiş. O kadar çok yazı yazmış ki, tam anlamıyla Türk halk edebiyatının babası desek yeridir.

Yani düşündüğünüzde, Dede Korkut hikayeleri de tam bir “babalar günü” havası taşıyor. Hani bir baba vardır ya, herkesin işini yoluna koyar, köyün sorunlarına eğilir, ama bir o kadar da absürd olur. İşte o. Hikayelerde bazen devlerle savaşan yiğitler, bazen de “gel bakalım buraya, seni şimdi ben öğreteceğim” diyen Dede Korkut’un kendisi var.

Dede Korkut’un eserlerinde ise şöyle bir diyalog geçiyor (tabii biraz modernleştirerek):

Dede Korkut: “Evlat, dikkatli ol, büyükler sana hep doğruyu söyler!”

Genç Yiğit: “Ama baba, dedenin dediğiyle bugünün farkı ne ki? Yoksa her şey değişti mi?”

Dede Korkut: “Evlat, her şey değişir. Ama senin için en önemli şey doğruyu bilmek.”

Şimdi tam olarak Dede Korkut’un öyküleri gibi bir şey. Kafa karıştırıcı ama bir şekilde de aklımızda kalıyor.

Kitâb-ı Dede Korkut: Kahramanlık Hikâyeleri Mi, Sosyal Medya Paylaşımları Mı?

Hadi gelin bir an Kitâb-ı Dede Korkut’u daha bir gözden geçirelim. Dede Korkut’un o kahramanlık dolu hikayeleri bir anlamda o zamanın “sosyal medya paylaşımları” gibi. Kendine has bir anlatım tarzı var, ama olaylar çok abartılı; biri sürekli kahramanlık yapıyor, diğeri dağa çıkıyor, ama her şey birdenbire çok daha anlamlı hale geliyor. Yani, herkes bir şekilde “like” almak peşinde, o dönemde de kahramanlık yaparak tarih yazıyorlar.

Divan-ı Hikmet: Hakikate Yolculuk

Dede Korkut’tan sonra gelen eserlerden bir diğeri de Divan-ı Hikmet. Hoca Ahmet Yesevi’nin yazdığı bu eser, gerçekten hayat dersleri vermek isteyenler için ideal. O kadar derin anlamlar var ki, bazen içinde kaybolmak insanı şaşırtabilir. Yesevi, aslında bir şekilde herkesin “içsel yolculuğu”na çıkmasını sağlıyor.

İç sesim: “Ya hadi ya! Bu kadar ciddiyet yeter, biraz eğlenelim. Hoca Ahmet Yesevi de zamanında ‘hayat bir yolculuk’ diyormuş, peki şimdi benden hayatın anlamını mı çözeceksin?”

Ama ne olursa olsun, Divan-ı Hikmet gerçekten de Orta Türkçe dönemi eserleri arasında yer alan ve insanı derinden etkileyen bir yapıttır. İçsel huzuru arayan herkesin kitabı, tıpkı o akşamki kadim bir filozofun öğüdü gibi derin.

Orta Türkçe Dönemi Eserleri: Kısaca Ne Diyebiliriz?

Vallahi bu kadar yazdım ama bir türlü kafamda toparlayamıyorum. Orta Türkçe dönemi, geçmişin ve dilin evrimini görmek için bir fırsat gibi. Her eser, bir yolculuk gibi. Her biri o dönemin insanlarının hayata bakış açısını yansıtıyor, ama aslında düşündüğünüzden daha komik.

Kapanış için iç sesim: “Hadi bakalım, tamam, bu yazı bitti mi? Yani geçmişi anlatırken bu kadar gülmek de ne oluyor? Bence iyi iş çıkardım!”

Sonuç olarak, Orta Türkçe dönemi eserleri hem derin anlamlar taşıyor hem de zaman zaman içindeki komik yönleriyle bizleri güldürüyor. Dede Korkut’un kahramanlık öykülerinden, Ahmet Yesevi’nin hikmet dolu sözlerine kadar her eser bir başka evrene açılan kapı. Tabii ki bu yazıyı okuduktan sonra Orta Türkçe dönemi eserlerine daha yakından bakmak isterseniz, benim gibi “gönüllü tarihçi” olmaktan korkmayın.

Hayat kısa, ama dil tarihini öğrenmek bir ömürlük macera gibi!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir