İçeriğe geç

Etiket: bir

Mahkemeye katılmamak için ne yapmalı ?

Mahkemeye Katılmamak İçin Ne Yapmalı? Yasal Çerçevede Bir İnceleme Mahkemeye Katılmamak Mümkün Mü? Mahkemelere katılmak, modern hukuk sistemlerinin en temel unsurlarından biridir. Her bireyin hakkını savunma, kendisini temsil etme ve adaletin sağlanmasında aktif rol alma sorumluluğu vardır. Ancak bazı durumlar, bireylerin mahkemeye katılmaktan kaçınmak istemesine neden olabilir. Bu durum, yalnızca bireysel tercihlerle ilgili değil, aynı zamanda hukuki ve toplumsal bağlamda da derinlemesine tartışılması gereken bir konudur. Peki, mahkemeye katılmamak için ne yapılabilir? Tarihten Bugüne Mahkemeye Katılmama Hakkı Geçmişte, mahkemelere katılım ve davaların işleyişi çok daha merkeziyetçi ve katıydı. Osmanlı İmparatorluğu gibi egemenlik anlayışının güçlü olduğu toplumlarda, mahkemeler çoğunlukla yüksek rütbeli…

8 Yorum

Das Kapital hangi ideoloji ?

Das Kapital Hangi İdeoloji? Bilimsel Merakla Kapitalizmin Kalbine Yolculuk Bazı kitaplar vardır ki yalnızca yazıldıkları dönemi değil, yüzyıllar sonrasını da şekillendirir. Karl Marx’ın “Das Kapital” adlı eseri tam olarak böyle bir kitap. Ekonomiden siyasete, felsefeden sosyolojiye kadar birçok alanı etkileyen bu dev eser, sadece bir teori değil, bir düşünce devrimidir. Peki, “Das Kapital hangi ideolojiye dayanır?” sorusu bilimsel olarak nasıl yanıtlanır? Gelin bu sorunun derinliklerine birlikte inelim. Kapitalizmin Anatomisini Çıkaran Bir Eser Das Kapital, 19. yüzyılın sanayi devrimi sonrası şekillenen kapitalist ekonomiyi analiz eden ve eleştiren bir eserdir. Marx, kitabında üretim araçlarının sahipliği, emek değeri, artı değer, sömürü ve sınıf…

8 Yorum

Bilinç akışı tekniği nedir ?

Bilinç Akışı Tekniği Nedir? Psikolojinin Derin Sularında Bir Yazın Yöntemi Zihnin Kapılarını Aralayan Bir Psikolog Bir psikolog olarak her zaman merak ettiğim şey, insan zihninin nasıl konuştuğudur. Kelimelerle mi? Duygularla mı? Yoksa içimizdeki sessiz monologlarla mı? Bilinç akışı tekniği işte tam da bu soruların kalbinde doğar. Bu teknik, insan zihninin karmaşık, dağınık, bazen tutarsız ama her zaman gerçek yönünü ortaya çıkarır. Edebiyat tarihinde James Joyce, Virginia Woolf ve William Faulkner gibi isimler bu yöntemi, insanın iç sesini görünür kılmak için kullanmışlardır. Fakat bilinç akışı, sadece bir edebi teknik değil, aynı zamanda bir psikolojik penceredir — insan zihninin işleyişine açılan bir…

12 Yorum

Açık gözeneklilik nedir ?

Açık Gözeneklilik Nedir? Güç, Toplum ve İktidarın Görünmez Sızıntıları Bir Siyaset Bilimcinin Penceresinden Toplumun karmaşık dokusuna baktığımızda, iktidarın yalnızca tepede değil, her hücrede, her ilişkide, her kurumda var olduğunu görürüz. Michel Foucault’nun sözleriyle, iktidar bir merkezde değil; her yerde işler, çünkü her yerden gelir. İşte tam da bu noktada karşımıza çıkan kavram “açık gözeneklilik”tir. Bu kavram, sistemin geçirgenliğini, toplumun iktidar mekanizmalarıyla kurduğu ilişkiyi ve bireyin görünmez biçimde içine çekildiği yapısal denetimi anlatır. Ama asıl soru şu: Bu gözeneklilik bizi özgürleştiriyor mu, yoksa daha derin bir denetim ağına mı hapsediyor? Açık Gözeneklilik: Kavramın Politik Anatomisi Açık gözeneklilik, siyasal anlamda bir sistemin…

14 Yorum

1 kandela neye eşittir ?

1 Kandela Neye Eşittir? – Işık Saçmanın Bilimsel Hali, Gülümseten Tarafı “Kandela” kelimesini ilk duyduğumda, açıkçası bir tür egzotik meyve sandım. “Kandela suyu içer misin?” gibi bir cümlede kullanılacakmış gibi geliyor kulağa. Oysa fizik dünyasında kandela, ışığın en temel ölçü birimlerinden biri. Ama durun! Kaçıp gitmeyin. Bugün size bu teknik konuyu anlatırken hem güldüreceğim hem düşündüreceğim. Çünkü “1 kandela neye eşittir?” sorusunun cevabı sadece fizik kitabında değil, günlük hayatımızda da saklı. Hazırsanız, ışığı açalım! Erkekler Ölçer, Kadınlar Aydınlatır: Kandela’da Cinsiyetin Komik Rolü Düşünün, bir masa etrafında iki kişi tartışıyor. Erkek olanı elinde cetvel, hesap makinesi ve grafiklerle geliyor: “Bak şimdi,…

10 Yorum

Kimler mülteci sayılır ?

Kimler Mülteci Sayılır? Edebiyatın Gözünden Yersizliğin ve Umudun Hikâyesi Giriş: Kelimelerin Göçü, İnsanların Hikâyesi Bir edebiyatçının kaleminde, kelimeler de tıpkı insanlar gibi yersiz yurtsuz kalabilir. Bir cümlenin içinden kovulan bir kelime, bir dilin sınırlarını aşmaya çalışan bir anlatı, bazen bir göçmenin hikâyesi kadar kırılgandır. Kimler mülteci sayılır? sorusu yalnızca hukuki bir tanım değildir; aynı zamanda edebiyatın derinliklerinde yankılanan bir insanlık sorusudur. Çünkü her roman, her şiir, her hikâye; yerini arayan bir varoluşun izlerini taşır. — Edebiyatta Mültecilik: Sınırların Ötesinde Bir Ruh Hâli Mültecilik, sadece coğrafi bir yer değiştirme değil, bir ruh hâlidir. Franz Kafka’nın “Dava”’sında Josef K.’nın sistem içinde sıkışmışlığı,…

8 Yorum

Insanın iç sıkıntısı neden olur ?

İç Sıkıntısının Ekonomik Anatomisi: Kaynakların Sınırlılığından Ruhsal Daralmaya Bir ekonomist için hayat, sınırlı kaynaklarla sınırsız istekler arasında sürekli bir denge kurma mücadelesidir. Zaman, para, enerji ve hatta dikkat… Hepsi kıt kaynaklardır. Bu kaynakları nasıl dağıttığımız, hem ekonomik hem de duygusal refahımızı belirler. Ancak bazen hiçbir karar yeterince “doğru” görünmez. Bu kararsızlık, fırsat maliyetinin ruhsal bir yansıması olarak insanın içini sıkmaya başlar. Ekonomik perspektiften bakıldığında, iç sıkıntısı aslında “psikolojik bir piyasa dengesizliğidir.” Piyasa Dinamikleri ve Ruhsal Dalgalanmalar Ekonomide piyasa dengesizliği, arz-talep dengesinin bozulmasıyla ortaya çıkar. Benzer şekilde insanın iç dünyasında da arz (istek, hedef, beklenti) ile talep (zaman, enerji, imkân) arasında…

10 Yorum

Gönen hangi denize yakın ?

Bir Ekonomistin Gözünden: Gönen Hangi Denize Yakın? Ekonomi bilimi, temelde sınırlı kaynaklarla sınırsız ihtiyaçların nasıl karşılanacağını sorgular. Bir ekonomist olarak sahaya baktığımda, bu sorgunun yalnızca üretim ve tüketimle değil, coğrafyayla da yakından ilişkili olduğunu görürüm. “Gönen hangi denize yakın?” sorusu ilk bakışta basit bir coğrafi merak gibi görünse de, aslında ekonomik ağların, bölgesel kalkınmanın ve mekânsal stratejilerin derin bir yansımasıdır. Çünkü her bölge, denize olan mesafesi kadar pazara, ticarete ve refaha da yakındır. Gönen’in Coğrafi ve Ekonomik Konumu Balıkesir’in kuzeyinde yer alan Gönen, Marmara Denizi’ne yaklaşık 40 kilometre mesafededir. Bu deniz, Türkiye’nin hem ekonomik hem de lojistik anlamda en stratejik…

10 Yorum

Gökkuşağının sekizinci rengi nedir ?

Gökkuşağının Sekizinci Rengi: Görünmeyenin Felsefesi Bir filozofun dünyasında her şey bir soru ile başlar. “Gerçek nedir?”, “Bilgi nasıl oluşur?”, “İyi olan neye göre belirlenir?”… Peki, “Gökkuşağının sekizinci rengi nedir?” sorusu da felsefi bir anlam taşıyabilir mi? Görünürde basit bir doğa olayı olan gökkuşağı, aslında insanın bilgiye, ahlaka ve varlığa dair tüm sorgularını içinde barındırır. Çünkü gökkuşağı, sınırın ve algının buluştuğu bir metafordur. Yedi rengin ötesinde bir sekizinci rengin varlığı, belki de insanın görme biçimini değil, düşünme biçimini sorgulamamız gerektiğini hatırlatır. Epistemoloji: Bilginin Rengi Nerede Biter? Epistemoloji yani bilgi felsefesi açısından bakıldığında, gökkuşağının sekizinci rengi bilginin sınırında gizlidir. İnsan gözü yalnızca…

8 Yorum

Hakanın eşine ne denir ?

Hakanın Eşine Ne Denir? Unvanların Gölgesinde Görünmez Kılınan Güç Şunu baştan söyleyeyim: “Hakanın eşine ne denir?” sorusu masum görünse de, arkasında koca bir güç, temsil ve görünürlük tartışması taşıyor. Evet, tarihî cevap kısa: hatun/katun. Ama mesele yalnızca bir kelime değil; kimin adı kapıya yazılıyor, kimin emeği anlatıda silikleşiyor? Bugün tartışmaya davetim tam da bu: Unvanları kutsarken, insanları ve eşitliği gölgelemeyelim. “Hakanın Eşine Ne Denir?” Sorusunun Kısa, Ama Eksik Cevabı Türk ve bozkır geleneğinde hükümdarın eşi için kullanılan yaygın unvan hatun (katun/khatun)dur. Göktürklerden Uygurlara, Karahanlılardan Selçuk dünyasına uzanan geniş coğrafyada “hatun”, salt eş değil, çoğu zaman siyasal ortak, aracılık yapan bir…

6 Yorum