İçeriğe geç

Medical Park Maltepe’ye hangi otobüs gider ?

Yine bir Clinera içeriğiyle karşınızdayız! Bu kez konumuz: “Medical Park Maltepe’ye hangi otobüs gider”.

Kayseri’de Başlayan Sessiz Bir Gün

Sitemizden Önerilen: Kadıköy bit pazarı hangi gün kuruluyor ?

Bazen bir gün, hiçbir şey olmayacakmış gibi başlar. Pencereden içeri süzülen solgun ışık, mutfaktan gelen çay kokusu ve telefonun ekranına düşen sıradan bildirimler… Kayseri’de o sabah da her şey tam olarak böyleydi. 25 yaşındaydım ve hayatımın en çok alıştığım tarafı, hiçbir şeyin tam olarak yolunda gitmemesiydi.

Ama o sabah farklıydı.

Telefon çaldığında annemin sesi titriyordu. Bir insanın sesi, kilometrelerce öteden bile kırılabilir mi? O an anladım ki evet, kırılabiliyormuş.

“İstanbul’a gelmen gerekiyor,” dedi.

Sormadım bile neden diye. İçimde bir yer, cevabı zaten biliyordu. Kalbim ağırlaştı. Günlüğümün sayfalarına yazdığım bütün cümleler o anda zihnimde birbirine karıştı. Kayseri’nin sakinliği bir anda anlamsızlaştı. Bavul hazırlamak, bilet bakmak, yol düşünmek… Hepsi bir sisin içine gömüldü.

O an tek bir gerçek vardı: İstanbul.

Ve orada bir yer: Medical Park Maltepe

Yola Çıkarken İçimdeki Dağınıklık

Otobüs terminaline giderken dışarıya bakıyordum ama hiçbir şeyi görmüyordum. İnsanlar yanımdan geçiyor, konuşuyor, gülüyorlardı. Sanki herkes hayatın içinde doğru bir ritim tutturmuştu da ben yanlış bir şarkının ortasında kalmıştım.

Biletimi aldığımda ellerim titremedi. Garipti. Çünkü ben genelde böyle anlarda bile titrerim. Ama bu kez içimdeki boşluk o kadar büyüktü ki bedenim tepki vermeyi unutmuş gibiydi.

Otobüs hareket ettiğinde Kayseri geride kaldı. Ve ben ilk kez, bir şehrin arkamdan uzaklaşırken içimi bu kadar acıttığını hissettim.

Camdan dışarı bakarken tek bir soru dönüp duruyordu zihnimde:

“Oraya vardığımda neyle karşılaşacağım?”

Cevabı yoktu.

İstanbul’a Yaklaşırken Artan Sessizlik

Yol uzun sürdü. Gece ilerledikçe otobüsün içindeki ışıklar loşlaştı, insanların sesleri azaldı. Herkes uyuyordu ama ben uyuyamıyordum. Gözlerimi kapattığımda bile zihnim çalışmaya devam ediyordu.

İstanbul’a yaklaştıkça içimde tuhaf bir baskı oluştu. Sanki büyük bir şehre değil de, büyük bir bilinmezliğe gidiyordum.

Telefonumu açtım, tekrar tekrar aynı şeyi yazdım:

“Medical Park Maltepe’ye hangi otobüs gider?”

Cevaplar çıkıyordu ama hiçbirini tam olarak anlayamıyordum. Hat numaraları, durak isimleri, aktarmalar… Hepsi birbirine karışıyordu. Ben sadece bir yere yetişmem gerektiğini biliyordum, nasıl gideceğimi değil.

O an ilk kez çaresizliğin küçük bir formunu hissettim.

Maltepe’ye Vardığımda Kaybolmak

İstanbul’a indiğimde hava griydi. Kayseri’nin netliğine alışmış gözlerim için her şey fazla kalabalık, fazla hızlıydı. İnsanlar koşuyor, araçlar geçiyor, sesler birbirine karışıyordu.

Elimde telefon, bir yandan haritaya bakıyor bir yandan da insanlara soruyordum.

“Medical Park Maltepe’ye hangi otobüs gider?”

Bazen cevap veriyorlar, bazen sadece omuz silkiyorlardı. Bir şehir, insanı hem içinde barındırıyor hem de dışarıda bırakabiliyor. Bunu o an çok net hissettim.

Bir otobüs durağında uzun süre bekledim. Yanımda yaşlı bir adam vardı. Yüzü sakin, gözleri yorgundu. Ona da sordum.

“Beyefendi, Medical Park Maltepe’ye hangi otobüs gider?”

Bana baktı, kısa bir sessizlikten sonra:

“Evlat, oraya giden çok hat var ama önce nerede olduğunu bilmen lazım,” dedi.

O cümle içime tuhaf bir şekilde oturdu. Sanki sadece bir yön değil, bir hayat dersi veriyordu.

Kaybolmak Bazen Başlamaktır

Telefonumun şarjı azalırken panik yavaş yavaş yükseliyordu. Ama panik bile artık keskin değildi; daha çok yorgun bir endişe gibiydi.

Sonunda bir durakta doğru otobüsü bulduğumu sandım. Biri “şu numara gider” dedi, biri “aktarma yapman lazım” dedi. Herkes farklı bir şey söylüyordu.

Ama ben sadece tek bir şeyi düşünüyordum: oraya varmak.

Medical Park Maltepe artık sadece bir hastane değildi benim için. Bir varış noktası değil, bir duyguydu. İçinde korku, umut ve bilinmezlik barındıran bir duygu.

Otobüste Geçen Uzun Dakikalar

Nihayet bir otobüse bindim. Cam kenarına oturdum. İstanbul dışarıdan akıp gidiyordu. Her durak yeni bir hikâye gibi görünüyordu ama ben hiçbirine dahil değildim.

Yanımda oturan genç bir kız telefonundan bir şeyler arıyordu. Ekranına baktım istemsizce. O da aynı şeyi yazıyordu:

“Medical Park Maltepe’ye hangi otobüs gider?”

Bir an göz göze geldik. Gülümsedik. O gülümseme, o karmaşanın içinde küçücük bir rahatlama oldu.

Bazen insan, aynı soruyu soran bir yabancıda kendi yalnızlığını daha az hissediyor.

Hastaneye Yaklaşırken İçimde Büyüyen Sessizlik

Maltepe’ye yaklaştıkça kalbim daha ağır atmaya başladı. Artık yön aramıyordum. Sadece doğru yerde inmek istiyordum.

Otobüsten indiğimde hava daha da griydi. İnsan kalabalığı arasında yürürken her adımım biraz daha yavaşladı. Binalar yükseliyor, tabelalar değişiyor, sesler artıyordu.

Ve sonra onu gördüm.

Medical Park Maltepe

Bir an durdum. Sanki yürümeye devam edersem içimde bir şey kırılacakmış gibi hissettim. Ama zaten çoktan kırılmış bir şey vardı içimde, sadece adı konmamıştı.

Kapının Önünde Beklemek

Kapının önünde durduğumda içeri girmek kolay olmadı. İnsan bazen bir yere varır ama hâlâ oraya ait hissedemez.

Telefonumu cebime koydum. Tüm o yolculuk, Kayseri’den başlayan o uzun gece, otobüsler, sorular, kaybolmalar… Hepsi arkamda kalmıştı.

Ama içimde hâlâ aynı soru vardı:

“Medical Park Maltepe’ye hangi otobüs gider?”

Artık cevabını biliyordum ama artık önemli değildi.

Çünkü bazen bir yere nasıl gittiğin değil, neden gittiğin kalır insanda.

İçeride Geçen Zaman ve Duyguların Ağırlığı

Koridorlar uzun ve sessizdi. İnsanlar konuşuyordu ama sesler sanki uzaktan geliyordu. Her adımımda içimdeki düşünceler biraz daha ağırlaşıyordu.

Bir odanın önünde durduğumda zaman durdu gibi hissettim.

Kapı açıldı.

Ve o an, bütün yolculuğun anlamı değişti.

Kelimeler yoktu. Sadece bakışlar vardı.

Bir insanın gözlerine baktığınızda, bütün şehirler anlamını kaybedebilir.

Umut ve Kırılganlık

O an anladım ki umut, bazen çok küçük bir şeydir. Bir nefes, bir bakış, bir varlık hissi…

Kayseri’den buraya gelişim, aslında sadece fiziksel bir yolculuk değildi. İçimde taşıdığım korkunun şekil değiştirmesiydi.

Ve ben, o korkunun içinde yürüyerek ilerlemiştim.

Geriye Kalan Yol ve İçimdeki Değişim

O günün sonunda dışarı çıktığımda hava kararmıştı. İstanbul hâlâ kalabalıktı ama ben artık o kalabalığın dışında değildim.

Çünkü artık bir yere varmıştım.

Ama daha önemlisi, içimde başka bir yere de ulaşmıştım.

Kayseri’den çıkarken taşıdığım ben ile şimdi olduğum ben arasında sessiz bir fark vardı. Daha kırılgan, daha gerçek, daha farkında…

Ve hâlâ zihnimde yankılanan o soru:

“Medical Park Maltepe’ye hangi otobüs gider?”

Artık bir ulaşım sorusu değildi. Bir yolculuğun adıydı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir